İşsizlik Kırşehir’in Kaderi Değil Kadınlar ve Gençler İçin Çözüm Vakti
Kırşehir’in ekmeğini yemiş, suyunu içmiş herkes bilir ki; bizim buralarda kadınların eli berekettir, gençlerin ise zekası kıvraktır.
Ama gel gör ki, bugün çarşıya çıktığında ya da bir parkta oturduğunda, gencecik çocukların omuzları düşük, kadınların ise "Elimizden her iş gelir ama nerede?" diye iç geçirdiğini görürsün.
Meslek edindirme kursu dediğimiz şey, aslında bizim insanımız için sadece bir sertifika değil, bir umut kapısıdır.
Fakat bugünkü halleriyle bu kurslar, sanki biraz yorgun, biraz da Kırşehir’in gerçek dertlerinden uzak kalmış gibi.
Kurs açılıyor açılmasına ama ya öğretilen işin piyasada karşılığı yok ya da kursun saati, yeri bizim hanımlara, gençlere uymuyor.
Sorun aslında tam burada başlıyor; bizde kurs dendi mi akla hemen dikiş-nakış ya da el işi geliyor.
Tamam, onlar bizim kültürümüz, başımızın tacı ama devir değişti.
Şimdi gencimiz bilgisayarın başında dünyayı yönetmek istiyor, hanımlarımız evde oturduğu yerden el emeğini internetten satıp evinin rızkına ortak olmak istiyor.
Bir de ulaşım meselesi var ki, Cacabey’den kalkıp uzak mahallelerdeki merkezlere gitmek, özellikle çoluk çocuk sahibi kadınlar için büyük dert.
Çocuk bakacak kimsesi olmayınca, o çok heves ettiği kursa da gidemiyor, kendi becerisini köreltip evinde oturuyor.
Üstelik kurs bittiğinde eline verilen o süslü kağıtla hangi kapıyı çalacağını da kimse söylemiyor.
Belgeyi alıp duvara asmakla karın doymuyor; o belgeyle iş bulacak yol, yordam ve rehberlik eksik kalıyor.
Çözüm aslında çok uzaklarda değil, Kırşehir’in kendi özünde saklı.
Ahi Evran’ın memleketinde yaşıyoruz; usta-çırak ilişkisini, yardımlaşmayı bizden iyi kim bilir?
Mesela bu kursları sadece büyük binaların içine hapsetmek yerine, her mahalleye, her mahalle konağına taşımak lazım.
Yanına da küçücük bir kreş odası koydun mu, bak o zaman Kırşehirli kadınlar nasıl mucizeler yaratıyor.
Gençler için de öyle "eskiden kalma" usullerle değil, bugünün iş dünyası ne istiyorsa o eğitimi getirmeliyiz.
Fabrikadaki makineden, internetteki dükkan açmaya kadar her şeyi öğreten, hatta kurs biter bitmez "Hadi gel, yerin hazır" diyen bir sistem kurulmalı.
Belediye, valilik ve o meşhur esnafımız el ele verirse; kurslar sadece vakit geçirilen yerler değil, Kırşehirli gencin gurbete gitmesini engelleyen, kadının ise ekonomik özgürlüğünü eline aldığı birer üretim kalesine dönüşür.

Yorumlar
Yorum Gönder